14 Kasım 2009 Cumartesi

emzikli kral

yusuf'a göre ahmet'in ağzında emzik varken etrafa kral gibi bakıyormuş. "kendini kral gibi hissediyor" deyip duruyor. Bu saltanata son vermek için emziği ağzından çekip alıyor bazen. o zaman tahtını kaybeden ufak oğlumuz bağırıp duruyor. yusuf da dayanamayıp emziği yerine koyuyor. evimizde anlayacağınız, ardı ardına ihtilalaller gerçekleşiyor.

08 Kasım 2009 Pazar

Latif








































bakalım Latif ne diyecek?





yusuf



yusuf iki yaşındayken şöyle dedi: Anne bana yumurtanın ateşinden ver
yusuf dört yaşındayken şöyle dedi: seni uzun ipler gibi seviyorum anne, hiç bitmeyen upuzun ipler gibi
yusuf beş yaşındayken şöyle dedi: Allahım dağlar kırılmasın, karıncalar da ölmesin

06 Kasım 2009 Cuma

uyurken uyanılır

dün akşam latif erkenden uyudu. biz de bakiyle keyifle sohbet edelim dedik. Fakat saat gece on ikiye yaklaşırken sohbetimiz dönüp dolaşıp çocuklarımızın üzerinde dolaşmaya başladı. dayanamadık. gittik rahat rahat uyuyan çocuklarımızı öperek uyandırmaya başladık. delimiyiz ne? Latif'le Yusuf neyseki olgun çocuklar. böyle şımarıklıklara tüm gece "artık uyumuyacağız" diye posta koyarak devam etmiyorlar.

05 Kasım 2009 Perşembe

:)

haftada bir gün özel bir okulda ders veriyorum. Okulun kreşi olduğu içinse Latif'le tenefüslerde dahi görüşme imkanımız oluyor. bu yüzden keyfimiz âlâ. Geçen hafta Ankaradaki okullar tatil olduğu için evdeydik. bugün okula gittiğimde ise kreşteki - o çokkkkkkkkkk sevimli ablalar- beni kapıda karşıladı. Aradan zaman geçince Latif'i özlemişler tabii. Oğlum da onlara gülücük dağıtıp durdu. Sormayın, yemek yerkenki şaklabanlıkları yüzünden Latif pek meşhur okulda. geçenlerde güvenlik görevlisiyle fotokopi memuru önümü kesip öğlen yemeğinde Latif'i seyretmeye gittiklerini söylediler. güvenlik görevlisi -o koca adam- Latif'in takllidi yapmaya kalktı. ben de ona yaptım. ne olacak halimiz bilmem.

03 Kasım 2009 Salı

gez -toz











yusuf rahatsızlanmadan önce Ankara'nın tepesine çıkalım demiştik. Meğer Ankara kalesinin olduğu yerler bir çeşit kurtarılmış bölgeymiş. kamu binalarının tırmanamadığı bir yer. eski evlerde restore edilmiş. nargile içilebilecek keyifli mekanlar var. dolaşırken bir de koç müzesine rastladık. İstanbuldaki gibi kocaman değil. yine de keyifli. yusuf oyuncak bölümünde çekim yapıp durdu. Latif mi? o da kendi kendine şarkılar mırıldandı.

27 Ekim 2009 Salı

ilkyardım

Yusuf çok şükür düzeliyor. ben de durumdan istifade dün ehliyet kursuna başladım. tabii akşamları gidiyorum. evimizin tam karşısında. Yusuf da bana yardımcı olmak için şoförlükle alakalı bilgiler veriyor. mesela birtanesi şöyle: "Anne her arabada bulunması gereken şeylerden biri ilkyardım sepetidir. bu sepette olması gereken şeyleri tam bilmiyorum ama hepsi ilkyardımla alakalı"