18 Mayıs 2012 Cuma

meryem parkta ağabeyi de yan taraftaki yelken kursunda, latif koşturuyor makinanın kadrajına sokamadık. diğer fotoğraftaki çiçekleri ise sabah yürüyüşünde sokaktan topladık. sinopta baharda yolda böyle çiçekler bulabiliyorsunuz naber?
on beş gün önce sinopun sahillerini intihar eden yunuslar ddoldurmuştu. on beş gün önce deniz ayaklarımızı sokabileceğimiz kadar sıcaktı bir de... Bu arada parkta, piknikte, yürüyüşte kalabalık olduğumuzu gören aileler yanımıza çocuklarını katıyor hep nedense...o kalabalıkta benim evladım da oynar diye düşünüyorlar. karı koca başka veletlere de dadılık yapıyoruz. fotoğraflarda görülen delikanlı da bonuslardan

18 Nisan 2012 Çarşamba

haftasonu kaçamakları




yusufun bir günlük kankası


resimde görülen delikanlı yusufun bir günlük kankası oluyor. baki beyle bir dağ köyünde bulduk bu çocukları. hiç oyuncakları olmamıştı. ayakkabıları yoktu lastik giyiyorlardı. okulun sobası vardı kaloriferi değil. tuvaler ise okulun dışındaydı. zevcemin iş yerinde bir kampanya başlatılıp onların hayli sıkıntısı halledildi. o gün yusuf da bizimle koşturdu. bu arada da resimdeki zehir delikanlıyla kanka oldular. güzel bir zamandı. iç çamaşı bile olmayan çocukları 7D sinemada görmeliydiniz. keşke görseydiniz

21 Şubat 2012 Salı

yusuf: Anne o kızın ismi Macide değil, öyle isim olur mu? Adı Mazide Mazide

31 Aralık 2011 Cumartesi

ev hali

internetten miyazaki'nin bir çizgi filmini seyredecektik.Yusuf ne zamandır seyretmek istiyordu. Bense Latif'in korkmasından endişe ettiğim için erteliyordum.Yusuf beni "hayaletlerden neden korksun adı üzerinde hayal- et, insan hayal ettiğinden korkmaz" diye ikna etmeye çalıştı. kötü bir anneyim çünkü ikna oldum. Miyazaki'nin hayaletli, tuhaf dünyasını yansıtan filmini seyrettik. Latif sıkılınca oyuncaklarıyla falan oynadı. lakin hala vicdan azabı çekiyorum. ben bunu nasıl yedim ya? benim kelimelere zaafım olduğu için yusuf da kelimeleri böyle evirip çevirdiği için. daha doğrusu onları çıplak görüp farklı anlamlara bölebildiği için oluyor böyle.ben ingilizce öğrenirken yaşıyordum bunu. (sırt çantası backpack gibi.) insanın anadiline de böyle dışarıdan bakabilmesi beni şaşırtıyor. Latif'inse kelimelerle hala arası iyi değil. hala tam konuşamıyor. çocuklar meleki alemle alakalı şeyleri tamamen unutunca konuşabilirlermiş. ne güzel. fakat beni şaşırtan onun sabrı. yaşıtı konuşması geçiken çocuklar genelde sinirli olur. istediklerini anlatamamaları anlaşılamamak onları gerginleştirir. Latif ise anlayabilmemiz için çoğu zaman sakince heceliyor. anlayamadığımızda ise birkaç denemden sonra gülerek vazgeçiyor. "Mühim değil, halledebilirim, üzülme" diyor gülümsemesiyle. Meryem mi ne yapıyor? uzuyan dalgalı saçlarını çekelemekle, gülümsemekle, el şaklatmakla vakit geçiriyor. ilk altı ay sürekli ağlayıp gülümsemelerini şimdiye saklamış sanki...Ha unutmadan müzik başlayınca da hemen oynuyor. danstan anlamayan iki ağabeyinin, ve söz konusu kıvraklık olunca meşe ağacından beter olan anne babasının aksine bu kız nasıl böyle anlamıyorum...